EĞİTİM

Akademisyenler Cumhuriyet’in kuruluş sürecini Ege Üniversitesi’nde değerlendirdi

Ege Üniversitesi’nde Cumhuriyet’in ilanının 103’üncü yıl dönümü kapsamında düzenlenen panelde, Cumhuriyet’in tarihsel gelişimi, Atatürk’ün devrimleri ve modern Türkiye’nin kuruluş süreci akademisyenler tarafından değerlendirildi
Yazı Boyutu

Ege Üniversitesi, Cumhuriyetin ilanının yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen bilimsel bir panele ev sahipliği yaptı. Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından organize edilen “İlanının 103. Yıl Dönümünde Cumhuriyet Tarihimize Bakışlar” başlıklı etkinlik, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. İzmir’deki köklü üniversitelerden akademisyenlerin katıldığı panelde, Cumhuriyet tarihinin önemli dönüm noktaları ve kazanımları bilimsel açıdan ele alındı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933’te kendi sesinden okuduğu "10. Yıl Nutku" dinletisiyle başlayan panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Vehbi Günay üstlendi. Panelde ilk sözü alan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Resul Babaoğlu, cumhuriyet kavramının gelişimini ele aldı. Prof. Dr. Babaoğlu, “Gerçek manada bir cumhuriyet yönetimi ortaya koyabilmek için bu kavramın içeriğini hakkıyla doldurmak gerekir. Cumhuriyet düşüncesi 1923 yılında bir anda kendiliğinden ortaya çıkmış değildir. 18. yüzyıldan itibaren ‘Respublica’ teriminin karşılığı olarak Osmanlı düşünce dünyasında yer bulmaya başlamıştır” diye konuştu.

CUMHURİYET DÜŞÜNCESİNİN TARİHSEL ARKA PLANI

Prof. Dr. Babaoğlu, Osmanlı’nın son dönemindeki zengin kavramsal arka plana değinerek, “Meşrutiyet, ıslahat, müsavat ve medeniyet gibi kavramlar oldukça derindir. Cumhuriyet, II. Abdülhamid döneminde yasaklanan kelimelerden biri olsa da, düşünürler bu kavram üzerine yazılar kaleme almaya devam etmiştir. 1718 Pasarofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı’da geriye dönüşün çözüm olmayacağı anlaşılmış ve reformlar dönemiyle birlikte cumhuriyet düşüncesinin temelleri atılmıştır” dedi.

ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ’NİN DÜNYA TARİHİNDEKİ YERİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Uyar ise konuşmasında Atatürk ve Türk Devrimi'nin küresel ölçekteki önemine vurgu yaptı. 10. Yıl Nutku’ndaki pozitif enerjinin toplum üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Uyar, “Dünyada pek çok cumhuriyet modeli mevcut. Atatürk’ün inşa ettiği cumhuriyet, Fransız modelinin izinden giden ancak demokratikleşme süreciyle taçlandırılan özgün bir yapıdır” diye konuştu.

Dünya genelinde demokrasinin gerilediği ve totaliter rejimlerin yükseldiği bir dönemde Türkiye’nin modernleşme hamlesini gerçekleştirdiğini belirten Prof. Dr. Uyar, “1922-1942 yılları arasında dünyada demokratik devlet sayısı hızla azalırken, Türkiye çağdaş bir devlet inşa etme idealinden vazgeçmemiştir. 1923’ten 1945’e kadar geçen süreci, demokrasinin altyapısının hazırlandığı bir hazırlık dönemi olarak değerlendirmek gerekir. Atatürk, önce bağımsızlığı tesis etmiş, ardından çağdaş bir Türkiye yaratmıştır. Bu iki başarıyı aynı anda gerçekleştirebilmiş olması, onu dünya tarihindeki diğer liderlerden ayırır” dedi.

ATATÜRK’ÜN STRATEJİK DEHASI VE CUMHURİYET’İN İLANI

Panelin son konuşmacısı Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Çelebi, Atatürk’ün stratejik dehasına ve cumhuriyetin ilanının bir "ulusal sır" olarak nasıl hayata geçirildiğine odaklandı. Prof. Dr. Çelebi, “Şahsi kanaatimce, Atatürk olmasaydı Türkiye’nin cumhuriyete geçmesi mümkün olmazdı. O dönemde kadroların çoğu saltanat kültürüyle yetişmişti. Atatürk, stratejisini İstiklal Savaşı’nın ilk günlerinde belirlemiş ve zamanı geldikçe aşama aşama uygulamıştır” diye konuştu.

Cumhuriyetin sadece bir rejim değişikliği değil, yeni ve modern bir devletin inşası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çelebi, “Atatürk’ün hedefi muasır medeniyet seviyesiydi. Bunun için de rejimde muasır olmak şarttı. Cumhuriyet kurulmamış olsaydı, bağımsızlık gerçekleştirilmiş olabilirdi ancak devletleşme tamamlanamazdı. Atatürk ve arkadaşları bu temeli atmıştır; onu demokratik ve evrensel değerlerle zenginleştirmek ise bizlerin görevidir” dedi.

Geniş katılımla düzenlenen panelin ardından, yazarları arasında Prof. Dr. Vehbi Günay’ın da yer aldığı “İzmir’in Sevinç Günleri” adlı kitap, etkinliğe konuşmacı olarak katılan akademisyenlere hediye edildi.