Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim sınırını 4 bin kilovatsaatten (kWh) 3 bin kilovatsaate düşürme kararı aldı. Alınan karar tepki gösteren Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), 2025’te 5 bin kilovatsaat olan sınırın iki yılda yüzde 40 azaltılmasının yaklaşık 6,5 milyon konut abonesini piyasa koşullarına bağlı daha yüksek ve değişken faturalarla karşı karşıya bırakabileceğini savundu. Dört kişilik bir ailenin asgari elektrik ihtiyacının aylık yaklaşık 230 kilovatsaat olduğuna işaret eden TÜKODER, “Bu düzenleme yalnızca yüksek tüketimli aboneleri değil; kalabalık aileleri, dar gelirlileri, emeklileri, elektrikle ısınan haneleri ve sağlık nedeniyle elektrikli cihaz kullanmak zorunda olan yurttaşları da etkileyecektir. “Tüketiciyi tüccar gibi gören, temel yaşam ihtiyaçlarını piyasa koşullarına terk eden bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Üretim ve dağıtım maliyetleri, kayıp-kaçaklar, şirketlerin kârları ve piyasa koşulları yeterince sorgulanmadan artan maliyetlerin bütün sorumluluğu tüketiciye yüklenemez” dedi.
3 BİN KİLOVATSAAT SINIRINA TEPKİ
Konutlarda temel yaşam ihtiyaçları için kullanılan elektriğin lüks tüketim olarak görülemeyeceğini vurgulayan TÜKODER, “Yıllık 3 bin kilovatsaat sınırını aşan konut aboneleri, ticari faaliyetlerin fiyatlandırılmasında da esas alınan piyasa maliyetlerine bağlı bir tarife anlayışıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Evinde ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için elektrik kullanan yurttaş ile ticari kazanç amacıyla elektrik tüketen işletme aynı anlayışla değerlendirilemez. Tüketiciyi tüccar gibi gören, temel yaşam ihtiyaçlarını piyasa koşullarına terk eden bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Bu düzenleme yalnızca yüksek tüketimli aboneleri değil; kalabalık aileleri, dar gelirlileri, emeklileri, elektrikle ısınan haneleri ve sağlık nedeniyle elektrikli cihaz kullanmak zorunda olan yurttaşları da etkileyecektir. 2027 yılı tarifesinin belirlenmesinde 2026 yılı tüketiminin esas alınması ve kararın yılın bitimine yalnızca iki ay kala açıklanması, tüketicinin önceden bilgilendirilmesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.
ENERJİ YOKSULLUĞU UYARISI
Elektrik faturalarına getirilecek yeni yüklerin mevcut ekonomik koşullarda haneler üzerindeki baskıyı artıracağını belirten TÜKODER, “Bugün milyonlarca yurttaş gıda, kira, ulaşım, sağlık ve enerji giderleri arasında tercih yapmak zorunda kalırken, elektrik faturalarına yeni yükler getirilmesi yoksulluğu daha da derinleştirecektir. Enerji yoksulluğu yalnızca faturayı ödeyememek değildir. Fatura korkusuyla evini ısıtamamak, yazın serinleyememek ve temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalmaktır. Elektrik tüketimini azaltmak her zaman tasarruf değildir; kimi zaman yoksulluğun dayattığı zorunlu bir vazgeçiştir. Enerjinin verimli kullanılması ve israfın önlenmesi elbette önemlidir. Ancak üretim ve dağıtım maliyetleri, kayıp-kaçaklar, şirketlerin kârları ve piyasa koşulları yeterince sorgulanmadan artan maliyetlerin bütün sorumluluğu tüketiciye yüklenemez” dedi.
KAMUSAL TARİFE ÇAĞRISI
Elektrik dağıtımında kamu yararını esas alan bir anlayışa dönülmesi gerektiğini savunan TÜKODER, “Elektrik dağıtım hizmetleri özel şirketlerin kâr beklentilerine göre yürütülmemeli, kamu yararı esas alınarak yeniden kamusal hizmet anlayışıyla düzenlenmelidir. Elektrik dağıtımında özelleştirme politikalarından vazgeçilmeli, hizmet doğrudan kamu eliyle yürütülmelidir. Elektrik bir ayrıcalık değil; herkesin eşit, güvenli ve ekonomik koşullarda erişmesi gereken temel bir ihtiyaçtır. 86 milyon tüketici adına talebimiz; konut aboneleri için belirlenen 3 bin kilovatsaat Son Kaynak Tedarik Tarifesi sınırının geri çekilmesi ve konut tüketicilerinin ticari piyasa fiyatlandırmasının dışında tutulmasıdır. Hane geliri, ailede yaşayan kişi sayısı, iklim koşulları ve zorunlu enerji ihtiyaçları dikkate alınarak adil sosyal tarife uygulanmalı; tüketicilerin yıllık elektrik tüketimleri faturalarında açıkça gösterilmeli, tarife değişikliklerinden önceden haberdar edilmeleri sağlanmalıdır. Enerji üretim ve dağıtım maliyetleri şeffaf biçimde denetlenerek kamu yararı esas alınmalıdır. Elektrik ticari meta değil, temel haktır. Tasarrufa evet, enerji yoksulluğuna hayır” ifadelerine yer verdi.