İsrail’in 2025 yılında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik silahlı müdahalesine ilişkin açılan davada ilk duruşma görüldü. İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İtamar Ben-Gvir’in de aralarında bulunduğu 35 sanık yargılanıyor. Duruşma sürerken aktivistler ve müşteki avukatları adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
“HAKİKATLER MAHKEME TUTANAKLARINA GEÇİYOR”
Basın açıklamasında ilk sözü alan Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) Başkanı Avukat Enes Kafadar, evrensel yargı yetkisi kapsamında açılan davanın ilk duruşmasının yapıldığını belirtti. Gazze’de yaşananların uluslararası alandaki adalet arayışını güçlendirdiğini söyleyen Kafadar, “Gazze'de işlenen soykırım vicdanlarda derin yaralar açtı, bu yaralar uluslararası toplumun adalet arayışını körükledi ve adalet arayışı daha önce hiç olmadığı kadar güçlü hale geldi. Bu gelişmeler neticesinde İsrail ve yetkilileri aleyhine hem uluslararası mahkemelerde hem de ‘evrensel yargı yetkisi’ prensibiyle ulusal mahkemelerde peş peşe tarihi davalar açılmaya başlandı” dedi.
Davanın yalnızca yardım filosuna yönelik müdahaleyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Kafadar, iddianamede söz konusu eylemlerin soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamında ele alındığını ifade etti. Kafadar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçeride görülen bu dosya, yalnızca sivil insani yardım filolarına yönelik haksız müdahalelerin yargılandığı dar kapsamlı bir dava değildir. İddianamede de net bir şekilde ifade edildiği üzere; bu eylemler, sivil nüfusa karşı yürütülen sistematik aç bırakma ve yok etme politikasının, yani doğrudan ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suçların’ açık denize uzanan bir parçasıdır. Bugün insani yardım filolarında bulunan ve suçtan zarar gören mağdurlar bizzat mahkeme heyeti huzurunda ifadelerini verdi ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan o ağır suçları, maruz kaldıkları eziyetleri tüm ayrıntılarıyla anlattılar. Yıllardır susturulmaya çalışılan hakikatler, şu an mahkeme tutanaklarına resmi olarak geçmektedir.”
20 ÜLKEDE HUKUKİ SÜREÇ YÜRÜTÜLÜYOR
Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Danışmanı Avukat Hüseyin Dişli, filolara yönelik saldırılar nedeniyle farklı ülkelerde hukuki girişimlerde bulunduklarını söyledi. Dişli, “Şu anda sadece 2025 yılındaki müdahalelerle, saldırılarla ilgili olarak 20 ülkede hukuki süreç devam ediyor. Bu süreçleri en önde götüren ülke Türkiye. 16 Ekim’de İtalya Roma Başsavcılığı bir basın bülteni yayınladı. Bizim burada söylediğimiz iddiaların gerçekliği orada da ifade edilmiş oldu. Roma Başsavcılığının ifadesine göre, Avrupa adli iş birliği kapsamında 11 Avrupa ülkesiyle beraber yeknesak bir delil sistemi kuruldu ve soruşturmalarda bir eşgüdüm sağlandı” diye konuştu.
Dişli, 26 Mayıs 2026’da Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, “26 Mayıs 2026 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesine bir başvuruda bulunmuştuk. Bu dosyanın da ilerlemesiyle uluslararası yargıda da çok önemli sonuçlar alacağımıza inanıyoruz. Burada yapılan yargılama, uluslararası hukukta son derece geçerli ve bağlayıcı bir yargılamadır. Bu süreçler büyüyerek devam edecek” ifadelerini kullandı.
“GAZZE BİR SOYKIRIM KAMPIDIR”
Mavi Marmara Derneği Başkanı Beheşti İsmail Songür de Gazze’ye gıda, temiz su, ilaç ve temiz hava ulaştırılması konusunda yaşanan sorunlara dikkat çekti. Songür, “Uluslararası hukuka göre suçlu bir mahkumun bile 4 tane temel hakkı bulunur. Gıdaya, temiz suya, temiz havaya, hastalandığında ilaca ulaşma hakkı. Şu an Gazze’ye baktığımızda, gıdanın geçişine müsaade edilmiyor, temiz suyun geçişine müsaade edilmiyor, hastalara ilacın ulaştırılmasına müsaade edilmiyor. İsrail’in attığı zehirli gazlardan, bombalardan dolayı insanların temiz bir hava almasına bile müsaade edilmiyor. Şunu açıklıkla söylemek gerekiyor: Gazze bir açık hava hapishanesi değil, bir soykırım kampıdır” dedi.
Özgürlük Filosu katılımcılarından Milletvekili Sema Silkin Ün, davanın dünya genelinde adalet bekleyen milyonlarca kişi tarafından takip edildiğini belirterek, “Dünyada adalet bekleyen milyonların gözünün kulağının burada olduğunun bilinciyle bu mahkemede yer aldık. Bu mahkemeden çıkacak olan karar, siyonist İsrail’in cezasızlık algısına çok büyük bir adalet darbesi vuracaktır inşallah” ifadelerini kullandı.
Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de davanın takipçisi olacaklarını vurgulayarak, “Katil Netanyahu ve siyonist İsrail yaptıkları bu zulmün hesabını muhakkak verecek. Biz buna inanıyoruz. Bu davayı ve bundan sonra açılacak davaları hep beraber ciddiyetle takip edeceğiz” diye konuştu.
“DAVA SONUNA KADAR TAKİP EDİLMELİ”
Mazlum-Der Başkanı Avukat Kaya Kartal ise yargılama sürecinin devamlı izlenmesi gerektiğini söyledi. Cezasızlık algısının sona ermesi gerektiğini savunan Kartal, “Umuyoruz ki bu dava gereği gibi görülür ve işlevini yerine getirir. Artık bu cezasızlık psikolojisi sona erer ve işgalci İsrail rejimi gerek Türkiye’de gerek dünyanın çeşitli coğrafyalarında devam eden davalarda cezalar alarak soykırımcı olarak yaftalanır. Bunun için avukatların, sivil toplumun, basının ve aktivistlerin bu davadan elini çekmemesi lazım. Bu davayı sonuna kadar takip etmemiz lazım” dedi.