İZMİR

İzmir’in nefesini sanayi, trafik ve ısınma tüketiyor

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, İzmir’de hava kirliliğinin dört mevsim devam ettiğine dikkat çekerek sanayi, trafik, ısınma ve atık yönetiminin yarattığı risklere işaret etti
Yazı Boyutu

MERVE AĞRIÇ- İzmir’de hava kirliliği, yalnızca kış aylarında artan duman ve kötü kokudan ibaret değil; sanayi, trafik, ısınma ve atık yönetimiyle bağlantılı, doğrudan halk sağlığını tehdit eden bir sorun olarak öne çıkıyor.

Kentin kontrolsüz büyümesi ve artan enerji ihtiyacı da çevresel baskıyı artırırken, kalıcı çözüm için bütüncül bir planlama anlayışı önem kazanıyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, İzmir’de hava kirliliğinin yıl boyunca devam ettiğine dikkat çekerek özellikle Aliağa’daki sanayi faaliyetleri ile yoğun yerleşim bölgelerindeki trafik ve ısınma kaynaklı emisyonlara işaret etti. 

Kirliliğin yeterli ve kesintisiz verilerle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Yücel, Paris ve Pekin gibi kentlerde uygulanan önlemlerden örnekler vererek İzmir’de de sanayi, ulaşım, ısınma ve atık yönetimini kapsayan, sonuçları kamuoyuyla paylaşılan bir hava kalitesi politikası oluşturulması gerektiğini belirtti. Yücel, daha sağlıklı bir İzmir için emisyonların azaltılmasının yanı sıra ulaşım, enerji, atık yönetimi ve kent planlamasının birlikte ele alınması çağrısında bulundu.

DOĞRUDAN HALK SAĞLIĞINI İLGİLENDİREN BİR SORUN

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, İzmir’de hava kirliliğinin yalnızca kış aylarında değil, yıl boyunca devam eden bir sorun olduğunu belirterek sanayi, ulaşım, ısınma ve atık yönetiminden kaynaklanan emisyonların hava kalitesini etkilediğini söyledi. Özellikle ince partikül maddelerin solunum ve kalp-damar hastalıkları açısından ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Yücel, “Hava kirliliği, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bir sorun. İzmir’de hava kirliliğiyle mücadelede öncelik sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması olmalıdır” dedi.

ALİAĞA ÖNE ÇIKIYOR

İzmir’de hava kirliliğinin yoğunlaştığı bölgelere değinen Yücel, Aliağa’da demir-çelik, rafineri, petrokimya ve gemi söküm faaliyetlerinin oluşturduğu kirlilik yüküne dikkat çekti. Konak, Karabağlar, Bornova, Bayraklı, Buca ve Karşıyaka gibi yoğun yerleşim alanlarında ise trafik ve ısınma kaynaklı emisyonların önem kazandığını belirten Yücel, “Karşılaştırılabilir ölçüm verileri olmadan ilçeleri kesin bir kirlilik sıralamasına koymak doğru değil. Ayrıca kirleticiler rüzgârla başka bölgelere taşınabildiğinden, hava kalitesini yalnızca ilçe sınırları üzerinden değerlendiremeyiz” ifadelerini kullandı. Harmandalı atık depolama alanıyla ilişkilendirilen metan salımlarına da değinen Yücel, metanın toplanarak enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirterek, gaz toplama verimliliğinin artırılması ve kaçakların önlenmesi gerektiğini söyledi.

TEMİZ ISINMA VE ETKİLİ PLANLAMA ŞART

Kömür ve diğer katı yakıtların hava kirliliğini artırabildiğini belirten Yücel, kış aylarında ısınma kaynaklı emisyonların sanayi ve trafik kirliliğine eklenmesiyle hava kalitesinin daha da bozulabildiğini dile getirdi. Temiz ısınma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve binalarda enerji verimliliğinin artırılması gerektiğini vurgulayan Yücel, “Çözüm, enerji verimliliği yüksek konutlar ve herkesin erişebileceği temiz ısınma sistemleri geliştirmekten geçiyor” diye konuştu. Paris, Pekin, Londra ve Kraków gibi kentlerde uygulanan hava kirliliğiyle mücadele çalışmalarına dikkat çeken Yücel, İzmir’de de sanayi, ulaşım, ısınma ve atık yönetimini kapsayan bir politika oluşturulması gerektiğini söyledi. Yücel, “İzmir’de de sanayi, ulaşım, ısınma ve atık yönetimini kapsayan, hedefleri ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılan bir hava kalitesi politikası gerekiyor. Hava kirliliğinin tek bir nedeni olmadığı gibi tek bir çözümü de yok” dedi. Kent planlamasının hava kirliliğiyle mücadeledeki önemine de değinen Yücel, kontrolsüz büyümenin ulaşım mesafelerini, enerji tüketimini ve doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Toplu taşıma ve yaya erişiminin güçlendirilmesi, mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, yenilenebilir enerji yatırımları ve atıkların geri kazanılması gerektiğini belirten Yücel, sözlerini şöyle tamamladı: “İzmir’in kendi enerji potansiyelini, mevcut yapı stokunu, ulaşım ağını ve altyapısını esas alan; kaynaklarını verimli kullanan, dışa bağımlılığını azaltan bir kent planlamasına ihtiyacı var. Daha sağlıklı bir İzmir için yalnızca kirletici emisyonları azaltmak değil, kentin nasıl büyüdüğünü, nasıl ulaşım sağladığını, enerjiyi nasıl kullandığını ve atıklarını nasıl yönettiğini birlikte ele almak gerekiyor.”